Bazen her şey dışarıdan bakıldığında yolunda gibidir.

Ama içten içe bir ağırlık vardır. Böyle anlarda insanın canı bir şeyler yemek ister; yine de salata, çorba ya da “hafif” seçenekler hiç cazip gelmez.

Onların yerine düşünce, fark etmeden çikolataya, hamura, abur cubura kayar.

Bu durum çoğu zaman irade eksikliğiyle açıklanır.

Oysa yaşanan şey çok daha farklıdır. Beyin, duygusal olarak başka bir moda geçmiştir. Çünkü üzüntü halindeyken beyin, lezzeti her zamanki gibi algılamaz.

Üzüntü Beyni Nasıl Bir Moda Sokar?

Üzüntü, düşük uyarılmalı ama olumsuz bir duygudur. Yani beden alarmda değildir; daha çok içe kapanır, yavaşlar ve enerji seviyesi düşer. Bu ruh halinde beyin uzun vadeli hedeflerle ilgilenmez. Aksine, daha hızlı bir rahatlama ve daha belirgin bir duyusal etki arar.

Sağlıklı yiyeceklerin çoğu ise tam tersini sunar. Hafif aromalar, düşük yağ oranı ve sakin bir tat profili

Üzgün bir beyinde bu tatlar kötü değildir; ancak “yeterince bir şey hissettirmez.” Algılanırlar, evet, ama ödül olarak kaydedilmezler.

Beyin Neden Daha Yoğun Tatlara Yönelir?

Tam da bu noktada çikolata gibi yiyecekler öne çıkar. Çünkü bu tür yiyecekler, beynin birden fazla sistemini aynı anda uyarır. Tat alma, koku, dokusal haz ve ödül beklentisi birlikte devreye girer. Beynin “biraz daha iyi hissetmem lazım” dediği anlarda bu çoklu etki son derece güçlüdür.

Bu yüzden üzgünken seçilen yiyecekler genellikle daha yoğun, daha tanıdık ve duygusal çağrışımı olan tatlardır. Aslında aranan şey çoğu zaman lezzet değildir; beyin duyguyu düzenlemenin bir yolunu arar.

Beyin Sağlıklı Yiyecekleri Neden Geri Plana Atar?

Sağlıklı yiyecekler çoğunlukla nötr, sakin ve yüksek duyusal uyarım sunmayan tatlara sahiptir. Normal bir ruh halinde bu yeterlidir. Ancak üzüntü durumunda beyin, daha “yüksek sesle konuşan” tatlara yönelir.

Bu yüzden “Aslında aç değilim ama canım bir şey istiyor” cümlesi bu kadar tanıdıktır. İstenen şey çoğu zaman yemek değil, bir şey hissetmektir.

Bu Bir Alışkanlık mı, Yoksa Geçici Bir Döngü mü?

Bu durum zamanla bir döngüye de dönüşebilir. Beyin şunu öğrenir: “Üzgünken bu yiyecek beni rahatlattı.” Aynı duygular tekrarlandıkça aynı tatlar aranır ve sağlıklı alternatifler daha da arka plana düşer.

Ama bu kalıcı değildir. Çünkü tat algısı öğrenilir ve öğrenilen her şey gibi yeniden şekillenebilir.

Sonuç olarak: Bu Bir Zayıflık Değil

Üzgünken sağlıklı yiyeceklerin tatsız gelmesi ne iradesizliktir ne de kendini kontrol edememek. Bu, beynin duygusal yük altındayken çizdiği farklı bir lezzet haritasıdır.

Belki de bu yüzden kendimize kızmak yerine şu soruyu sormak daha anlamlıdır:
“Şu anda beynim neye ihtiyaç duyuyor?”

Bazen cevap bir salata değildir.
Önce biraz anlaşılmak, sonra dengeyi yeniden kurmaktır.

Meraklısına;

Bariatrik Cerrahi Sadece Bir Başlangıç: Uzun Vadeli Kilo Kontrolü ve Alışkanlıklar

Omega-3 ve 6 Yağ Asitleri: Gıdaların Zenginleştirilmesinde Kullanımı

 

Paylaş.
Yorum Yapın