Gelecekte tabağınıza konan çekirgeye veya laboratuvarda kas dokusundan üretilen bir bifteğe bakarken yüzünüzü buruşturuyor olabilirsiniz.
Peki ama neden?
Binlerce yıl önce atalarımız, istiridye gibi vıcık vıcık bir canlının içini açtığında da muhtemelen aynı ilkel iğrenme refleksiyle geri çekilmiştir. Bugün lüks restoranların baş tacı olan istiridye ve benzeri birçok yiyecek evrimsel bir başarı hikayesidir. Bunu zihnimizin bizi zehirlenmekten korumak için oluşturduğu bir savunma mekanizması olarak düşünebiliriz. İşte bu davranış “neofobi” olarak tanımlanmaktadır.
Gıda Neofobisi Aslında Nedir?
Gıda neofobisi; “Yeni ve bilinmeyen yiyecekleri denemekten korkma” olarak tanımlanır.
Bu durum, yeni gıdaları denemeye karşı bir isteksizliktir. Kişi bilmediği gıdayı tatmaktan kaçınır. Bu kaçınma hali olumsuz bir tutum ve rahatsızlık hissi yaratır.
Neofobi genellikle çocukluk döneminde zirveye ulaşır. Hatta toplum bu durumu çoğu zaman sadece bir çocukluk sorunu olarak algılar. Ancak yiyecek neofobisi, bireyin yeterli ve dengeli beslenme alışkanlıklarını doğrudan etkiler.
Gıda Neofobisine Evrimsel Bir Bakış
Evrimsel bakış açısından yiyecek neofobisi, bir hayatta kalma mekanizması olarak kabul edilir. Hepçil canlılar olarak insanlar birçok yiyeceği tüketebilir ve sindirebilir. Bu durum, insanların yeni besin ortamlarına kolayca uyum sağlamalarını sağlamış ve binlerce yıldır hayatta kalmalarını teşvik etmiştir. Bununla birlikte, insanlar tarafından tüketilen bazı bitkilerin veya hayvanların zehirli veya toksik olması muhtemeldir. Bu nedenle insanlar diğer memeli hepçil canlılar gibi yeni yiyeceklere karşı genellikle istekli ve meraklı olsalar da, korku ve endişe de duyabilirler. Bu duruma “hepçil canlıların ikilemi” denir.
Yiyecek neofobisi, geçmişte avcı-toplayıcı olarak yaşayan insanlar için büyük avantaj sağlamıştır. Ancak günümüzde yiyecekler genellikle tüketim için güvenilirdir. Bu nedenle yiyecek neofobisi, beslenmenin çeşitliliğini ve kalitesini sınırlayarak bir dezavantaj yaratabilir.
Erken Dönem Beslenme ve Neofobi İlişkisi
Neofobik davranışın temellerinin çocukluk döneminde atıldığı; bebek ve çocuklardaki nedeninin gıda ile ilgili kusma, zorlama, boğulma ve alerjik reaksiyonlar gibi olumsuz deneyimlerle ilişkili olduğu düşünülmektedir.
Gıda neofobisi çocuklarda genel beslenmeyi ve besin tercihlerini etkiler. Bu durum genellikle meyve, sebze, balık ve et tüketiminin azalmasına yol açar. Buna karşılık doymuş yağ alımında artış gözlemlenir. Ebeveynlerin seçici beslenmesi veya sıkı diyet yapması da önemli bir etkendir. Ayrıca, hamilelik ve erken çocukluk döneminde bebeklerin/çocukların kısıtlı tatlara maruz kalması da neofobi gelişimini tetikleyebilir.
Neofobi, 4 yaş civarında zirve yapar ve yetişkinlik dönemiyle birlikte giderek azalır.
Çocuklarda ve Yetişkinlerde Gıda Neofobisi Nasıl Aşılır?
Son 30 yılda çocukların beslenme alışkanlıklarını inceleyen çalışmalar, çocukların yiyecek sevme ve tüketme biçimlerini etkileyebilecek çeşitli değişkenleri ortaya koymuştur.
- Bandura’nın sosyal öğrenme yaklaşımına göre, önemli kişilerin modellemesi, beslenme davranışı değişikliklerinin oluşmasında oldukça etkili olabilir. Çocuklarda etkili olduğu gösterilen modeller arasında çizgi film karakterleri, akranlar, anneler, tanımadıkları yetişkinler ve öğretmenler yer almaktadır. Ayrıca beslenme dışındaki alanlarda yapılan araştırmalar da benzer sonuçlar vermiştir. Örneğin, çocukların davranışlarının ödüllendirildiğini gördükleri, kendileriyle aynı yaşta veya biraz daha büyük olan veya sevdikleri ya da hayran oldukları bir modeli taklit etme olasılıklarının daha yüksek olduğunu göstermiştir.
- Beslenme alışkanlıklarını değiştirmede etkili bir diğer değişken ise bir uyarıcıya uzun süreli maruz kalmayı sağlamaktır. Zajonc’un “sadece maruz kalma” teorisine göre belirli bir yiyeceğe tekrar tekrar maruz kalmak, o yiyeceğin beğenilmesini ve tüketimini artırır.
- Tat eğitimi, duyusal eğitim ve mutfak eğitimi programlarının amaçları, yiyeceklere karşı merak ve ilgi uyandırmak, yiyeceklerle ilgili aşinalığı ve maruz kalmayı artırmak ve yiyeceklere karşı olumlu tutumlar ve deneyimler yaratmaktır. Yemek pişirme ile ilgili aktivitelerin beslenme eğitimi aktivitelerini karşılaştıran bir çalışma, her iki müdahalenin de gıda neofobisini azalttığını, ancak yemek pişirmeyle ilgili aktivitelerin daha etkili olduğunu göstermiştir.
- Başka bir çalışmaya göre, sosyal bir ortamda bireyin tükettiği yiyecek miktarını, yemekteki arkadaşlarının davranışı belirler. Bireyler, çevresindekiler çok yediğinde daha fazla tüketir. Aksine, arkadaşları az yediğinde onlar da daha az yeme eğilimi sergiler. Bilim dünyası, yiyecek alımındaki bu sosyal eşleşmeyi yeme davranışı üzerinde güçlü bir etki olarak tanımlar.
Özetle, yiyecek fobisi sabit bir özellik değildir. Uzmanlara göre, yiyeceklere maruz kalmayı ve aşinalığı artıran müdahalelerle azaltılabilmektedir. Özellikle erken yaşta başlatılan çok bileşenli yaklaşımlar bu noktada kritik bir rol oynamaktadır. Tekrarlanan müdahaleler ise yiyecek fobisinin aşılma potansiyelini büyük ölçüde artırmaktadır.
Meraklısına;
Beyin Üzgünken Tat Algısını Neden Değiştirir?
Kaynaklar
Baş, H., & Hamurcu, P. (2021). Gıda neofobisinin yetişkinlerde incelenmesi. Sağlık ve Yaşam Bilimleri Dergisi, 3(3), 165-173.
Karaağaç, Y., & Bellikci-Koyu, E. (2023). A narrative review on food neophobia throughout the lifespan: Relationships with dietary behaviours and interventions to reduce it. British Journal of Nutrition, 130(5), 793-826.
Laureati, M., Bergamaschi, V., & Pagliarini, E. (2014). School-based intervention with children. Peer-modeling, reward and repeated exposure reduce food neophobia and increase liking of fruits and vegetables. Appetite, 83, 26-32.
Marcontell, D. K., Laster, A. E., & Johnson, J. (2003). Cognitive-behavioral treatment of food neophobia in adults. Journal of anxiety disorders, 17(2), 243-251.
Onurlu, Ö., & Aslay, E. Ş. (2022). GIDA NEOFOBİSİ VE FONKSİYONEL GIDALARI KULLANMA İSTEĞİ. Hakkari Review, 6(1), 14-26.
Robinson, E., Tobias, T., Shaw, L., Freeman, E., & Higgs, S. (2011). Social matching of food intake and the need for social acceptance. Appetite, 56(3), 747-752.


