Gıda güvenliği ve izlenebilirliğinin en temel taşlarından biri olan parti numaraları ve işaretleri konusunda mevzuatımızda son derece önemli bir değişiklik yapılmıştır. 2012 yılından bu yana yürürlükte olan eski tebliğin (Türk Gıda Kodeksi Gıdaların Ait Olduğu Partiyi Tanımlayan İşaretler Veya Numaralar Hakkında Tebliğ) yerine, bugün (11 Mart 2026) yeni tebliğ yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu köklü değişiklikle birlikte, Avrupa Birliği mevzuatına güncel bir uyum sağlanması amaçlanmış ve hem gıda profesyonellerinin hem de tüketicilerin üretimden rafa kadar olan süreçleri çok daha net bir şekilde takip edebilmesi için kurallar yeniden şekillendirilmiştir.

Tanımlarda ne değişti?

Eski ve yeni düzenlemeler dikkatle karşılaştırıldığında, en çarpıcı değişikliklerin tanımlar kısmında yapıldığı görülmektedir. Önceki mevzuatta “parti” kavramı oldukça sade bir biçimde, sadece aynı koşullarda üretilen veya ambalajlanan ürünlerin satış birimleri topluluğu olarak tanımlanırken, yeni mevzuatta bu tanımın çerçevesi bir hayli genişletilmiştir. Artık bir ürün grubunun parti sayılabilmesi için ürünlerin süreklilik arz eden belirli bir zaman diliminde, aynı hammaddeler ve aynı üretim metodu kullanılarak üretilmiş olması şart koşulmuştur. Ayrıca, aynı özellik, kriter ve yapıda olması beklenen, ambalaj büyüklüğü, tipi, sınıfı ve çeşidi tamamen aynı olan satış birimleri topluluğu şeklinde çok daha teknik, detaylı ve sınırları kesin olarak çizilmiş bir parti tanımı mevzuata kazandırılmıştır. Bunun yanı sıra, gıda sektörü için büyük önem taşıyan “gıda işletmecisi” ve “gıda üreticisi” kavramları da detaylandırılarak yasal metne açıkça entegre edilmiştir.

Mevzuattaki sorumlulukların belirlenmesi aşamasında da oldukça kritik bir sadeleştirmeye gidildiği göze çarpmaktadır. Eski düzenlemeye göre parti numarası veya işareti; gıdanın üreticisi, imalatçısı, ambalajlayıcısı veya ithal edilen ürünler söz konusuysa ülkedeki ilk satıcısı gibi zincirdeki pek çok farklı aktör tarafından belirlenip işaretlenebilmekteydi. Ancak yeni yayımlanan düzenlemede bu esneklik kaldırılarak, parti numarasının belirlenmesi ve işaretlenmesi yetkisi ile sorumluluğu her seferinde doğrudan ve yalnızca gıdanın “üreticisine” verilmiştir. Böylece, tedarik zincirindeki olası karmaşaların önüne geçilmesi ve gıdanın kaynağına dair temel sorumluluğun asıl üreticiye yüklenmesi hedeflenmiştir.

P veya L ifadelerine devam, ama…

Geçmişte olduğu gibi parti numarasının önünde ‘P’ veya ‘L’ harfinin bulunması zorunluluğu ve bazı ambalajlara yönelik istisnai durumlar genel hatlarıyla korunmuş olsa da, numara belirleme sorumluluğunun tek elde toplanması izlenebilirlik süreçleri açısından büyük bir adım olarak değerlendirilmektedir.
Etiket üzerindeki üretim veya tüketim tarihlerinin parti numarası yerine kullanılması ile ilgili kurallarda da tüketicileri ve denetçileri doğrudan ilgilendiren yeni bir şeffaflık uygulaması başlatılmıştır. Eski kurallara göre, tavsiye edilen tüketim tarihi veya son tüketim tarihi etiket üzerinde açıkça gün ve ay olarak kodlanmadan belirtiliyorsa, gıdanın üzerinde ayrıca bir parti numarası yer almasına gerek duyulmamaktaydı. Yeni mevzuatla birlikte bu uygulamaya “üretim tarihi” de eklenmiş olup, bu tarihlerin parti numarası olarak kullanılabilmesine imkan tanınmıştır. Fakat bu durumun sahada net olarak anlaşılabilmesi için ambalaj üzerine zorunlu bir açıklama metni getirilmiştir. Bu esnekliği kullanan markaların etiketlerine “Parti/lot numarası, üretim tarihi/son tüketim tarihi/tavsiye edilen tüketim tarihidir” şeklinde açık bir ibare eklemesi zorunlu kılınmıştır. Bu sayede, etikette yer alan tarihlerin aynı zamanda parti numarası işlevi gördüğü konusundaki olası bilgi eksikliklerinin giderilmesi sağlanmıştır.

İzlenebilirlik için kayıt tutma zorunluluğu

İzlenebilirlik ve gıda güvenliği yönetim sistemlerinin bel kemiğini oluşturan kayıt tutma zorunluluğu da bu yeni tebliğ ile çok daha güçlü bir yasal zemine oturtulmuştur. Gıda işletmecilerine, etiketlerinde veya ambalajlarında beyan ettikleri parti numarasının ya da işaretinin, mevzuattaki bu yeni ve detaylı parti tanımına uygun olduğuna dair detaylı kayıtları tutma sorumluluğu getirilmiştir. Resmi kontrollerde veya talep edilmesi halinde bu kayıtların eksiksiz bir biçimde Bakanlığa sunulması zorunlu kılınarak, izlenebilirlik sisteminin sadece ambalaj üzerine basılan rastgele bir harf veya numara dizisi olmaktan çıkarılıp, arka planda kanıtlanabilir, şeffaf ve bilimsel bir sisteme dönüşmesi güvence altına alınmıştır.

Ne zamana kadar geçiş yapılacak?

Sektörü doğrudan ve derinden etkileyen tüm bu detaylı değişikliklerin üretime adaptasyonu için elbette makul bir geçiş süresi de tanımlanmıştır. Faaliyet gösteren gıda işletmecilerinin mevcut ambalajlarını ve sistemlerini bu yeni kurallara uyumlu hale getirebilmesi adına 31 Aralık 2026 tarihine kadar bir geçiş hakkı tanınmıştır. Bu tarihten sonra yeni tebliğ hükümlerine uygun olmayan gıdaların, ithal edilen ürünler de dahil olmak üzere, hiçbir şekilde piyasada bulundurulamayacağı kesin ve net bir dille hükme bağlanmıştır.

Kaynak

Meraklısına

Yumurtanın Üzerindeki Kodlar Bize Ne Söylüyor?

Literatür Taramayı Kolaylaştırıcı İpuçları ve Araçları

Kodeks Alimentarius’a Dair Merak Edilenler: Bşk. Yrd. Dr. Betül VAZGEÇER ile Röportaj

Paylaş.
Yorum Yapın