Dünyada olduğu gibi ülkemizde de insanlar giderek daha yetersiz ve dengesiz besleniyor. Özellikle nüfusun hızlı bir şekilde artmasıyla hayvansal protein ihtiyacını karşılamak zorlaştı. Bu durum, bireyleri alternatif besin kaynaklarına yöneltmeye başladı. Geleneksel etlerin yanında artık farklı protein kaynakları da ön plana çıkıyor. Bunlardan biri de düşük yağ oranı, yüksek protein içeriği ve zengin demir yapısıyla devekuşu eti. Bu et, dengeli beslenmek isteyenler için kırmızı ete göre daha hafif ve besin değeri yüksek bir seçenek sunuyor. Yazının devamında devekuşu etinin besinsel özellikleri, sağlık açısından avantajları ve diğer et türleriyle farkları ele alınacaktır.
Devekuşunun Genel Özellikleri ve Yetiştiriciliği
Devekuşları (Struthio camelus), dünyada yaşayan en büyük kuş türüdür. 100 – 150 kilogram ağırlığa kadar çıkabilirler. Devekuşlarının kanatları, vücut büyüklüklerine oranla çok küçüktür. Bu nedenle uçmaları mümkün değildir. Buna rağmen, güçlü bacak yapıları sayesinde saatte 60 kilometreye kadar hızla koşabilirler.
Devekuşu yetiştiriciliği ticari anlamda ilk kez 100 yılı aşkın bir süre önce Güney Afrika’da başlamıştır. Başlangıçta yalnızca tüyleri için yapılan yetiştiricilik, 1975’ten sonra derisi ve eti için de yapılmaya başlamıştır. Günümüzde ABD, Avrupa, Orta Doğu ve Uzak Doğu ülkelerinde devekuşu yetiştiriciliği yaygınlaşmış, ekonomik değeri hızla artmıştır.
Yapıları iri olmasına rağmen devekuşlarının bakımı ve yönetimi kolaydır. Ancak yetiştiriciliği için geniş arazilere ihtiyaç duyulur. Devekuşu çiftlikleri günümüzde en karlı hayvansal projelerdendir. Nitekim yüksek kar potansiyeli sebebiyle “geleceğin çiftlikleri” olarak bahsedilirler. Başlangıç yatırımı yüksek olsa da, devekuşları uzun ömürlü ve verimli hayvanlardır. Ortalama yaşam süreleri 55–60 yıl, üretim açısından verimli dönemleri ise 25–40 yıl arasında değişmektedir.
Devekuşu Ürünleri Nasıl Değerlendirilir?
Tüyleri moda endüstrisinde ve dekorasyon amacıyla kullanılmaktadır.
Derisi ise en lüks deri olarak değerlendirilmektedir. Hatta bazı yerlerde timsah ve yılan derisine denk tutulmaktadır. Kalın ve dayanıklıdır. Ayrıca, aşırı derecede yumuşaktır. Ayakkabı, çanta, cüzdan ve ceket yapımında yaygın olarak kullanılmaktadır.
Devekuşlarını büyütmek ve kesmek karlı bir iş olsa da üreticiler, kuluçkalık yumurta satışı amacıyla da yetiştiricilik yapmaktadır.
Devekuşu Eti Hakkında Merak Edilenler
Devekuşları her ne kadar kanatlı bir tür de olsa, etleri görünüm ve tat açısından sığır etine oldukça benzerdir. Hatta devekuşu eti, yağ ve kolesterol bakımından çok daha düşük değerlere sahiptir. Bu özelliği sayesinde son yıllarda sağlıklı beslenme trendlerinde öne çıkan alternatif et kaynaklarından biri haline gelmiştir.
Yumurtalarından çıktıktan sonra yaklaşık 12-14 ay içerisinde canlı ağırlıklarına ulaşırlar. 100 kilogram devekuşundan yaklaşık olarak 35-40 kg kemiksiz et elde etmek mümkündür. Etin en çok değerlendirilen bölümü bacak kısmıdır. Nitekim etin yaklaşık %74’ü bacaklardan, kalan kısmı ise boyun, kanat, kuyruk ve pirzolalık kısımlardan oluşmaktadır.
Devekuşu Etinin Özellikleri
Parlak koyu kırmızı renge, yumuşak dokuya, kokusuz ve lezzetli bir aromaya sahiptir. Devekuşunda, tavuk ve hindide olduğu gibi göğüs eti bulunmamaktadır. Yağ, kas üzerinde toplanmıştır. İşlemler sırasında kolaylıkla alınabilir.
Et kalitesi; yem içeriği, cinsiyet, kesim yaşı, kesim tekniği ve soğuk zincirde muhafaza koşulları gibi birçok etmene bağlıdır.
Su tutma kapasitesi oldukça yüksektir. Hatta bu özelliğiyle tavuk ve sığır etine göre daha sulu ve gevrek bir yapıdadır. Bununla birlikte pH değeri yüksek olduğundan (6.0’a yaklaşması bozulmaya yol açabilir), raf ömrünü dikkatli bir şekilde kontrol etmek gerekir. Kesimden 2 – 6 saat sonra en yüksek pH değerine ulaşan devekuşu eti, bu yönüyle koyun ve sığır etinden ayrılır. Çünkü bu et türlerinde aynı durum 24 – 48 saat arasında gerçekleşmektedir. Düşük sıcaklıklarda 10 – 14 gün depolandığında devekuşu etinin yumuşaklığı artar. Rigor mortis sonrası etin giderek gevrekleşmesi, tüketim kalitesini olumlu yönde etkiler.
Su tutma kapasitesi ve pH yüksekliği sayesinde devekuşu eti, işlenmiş et ürünleri üretiminde kullanılmaya çok müsaittir. Hamburger eti, sosis ve diğer işlenmiş et ürünlerinde kullanılır. Bu özelliği fosfat gibi su bağlayıcı katkı maddelerinin kullanımını azaltarak daha doğal ve sağlıklı ürünler elde etmeye imkan sağlar.
Deve kuşu eti düşük bağ doku içermektedir. Ayrıca sığır eti ile karşılaştırıldığında kolajen miktarı da düşüktür. Devekuşu etinin kolajen miktarı %0.41 iken sığır etindeki kolajen miktarı %0.61’dir. Bilindiği üzere ette kolajen miktarı arttıkça etin kalitesi azalır.

Devekuşu Etini Pişirme Önerileri
Sert-yarı sert yapısı onu biftek, ızgara, rosto ve kızartma gibi pişirme yöntemleri için uygun hale getirir. Aslında yapısı genç sığır bonfile etine benzer. Ancak sığır etinden daha kısa sürede pişer.
Özellikle bacak kasları kıyma yapımında, gövde kasları ise ızgara, haşlama veya tavada kızartma yapımında tercih edilebilir.
Devekuşu Etinin Tadı Nasıldır?
Lezzet bakımından pişmiş sığır etine benzeyen devekuşu etinde koku ve tat, tüketici tercihine göre değişiklik gösterir. Devekuşu eti, çiğneme sırasında sığır etine göre daha kuru bir his bırakır. Çünkü sığır etine göre daha kurudur ve kas içi yağ dağılımı daha düşüktür.
Devekuşu Etinin Besin Değerleri Nasıldır?
100 gram devekuşu etinde; yaklaşık olarak 21.5 mg magnezyum, 208 mg fosfor ve 351.4 mg potasyum bulunmaktadır. Ayrıca demir içeriği bakımından da zengindir. Bu özelliğiyle kansızlığı azaltabilir. A ve C vitamini içeriği de oldukça yüksektir.
Bunların yanı sıra devekuşu eti, yağ bileşimi açısından dikkat çekmektedir. Dana etine göre %66 daha az yağ ve %50 daha az kolesterol içermektedir. 100 g devekuşu etinin kolesterol içeriği 57-80 mg arasında değişmektedir. Ayrıca sığır etine göre %5, piliç etine göre %19 daha yüksek oranda doymamış yağ asidi (PUFA) içerir. Özellikle omega-3 yağ asitleri açısından oldukça zengindir. Bu özelliğiyle kalp sağlığını destekler. Yağ dokusu kaslar arasında değil, vücudun boşluklu kısımlarında toplanmıştır. Bu da eti hem hafif hem de düşük kalorili hale getirir.
Devekuşu Etinin Olumsuz Tarafları
Devekuşu etinin pH değeri, kırmızı etten daha yüksek olduğu için, bozulma yapıcı mikroorganizmaların kolayca üreyip gelişebileceği bir ortama dönüşebilir. Bu özellik raf ömrünü kısaltır. Renginin sığır etinden daha koyu olması ve depolama süresince var olan rengin daha da koyulaşması tüketici beğenisini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle üreticiler, satışa sundukları devekuşu etlerinde muhafaza süresini uzatacak önlemler almalıdır.
Önemi Nedir?
- Devekuşu eti, ülkemizdeki hayvansal protein açığının kapatılmasına katkı sağlayabilir.
- Daha az yemle, yüksek verim sağlar.
- Sığır besiciliğine göre yılda daha fazla karkas randımanı elde edilebilir.
Bu özellikleriyle devekuşu eti, hem sağlıklı beslenme hem de sürdürülebilir et üretimi açısından gelecek vaat edebilir.
Ayrıca Meraklısına;
Aşırı Protein Tüketimi Sağlığı Nasıl Etkiler?
Kurban Eti Hemen Yenir Mi? Rigor Mortis Nedir?
Yaş Aldıkça Beslenmemizi Neden ve Nasıl Değiştirmeliyiz?
Kolajen ve Kolajen Hidrolizatının Farkı Nedir? Gıdalardaki Rolü
KAYNAKLAR
Bingöl, E. B., & Ergün, Ö. (2012). Devekuşu Eti ve Özellikleri. Akademik Gıda, 10(3), 99-103.
Petek, M. (1997). Devekuşu yetiştiriciliği. Hayvansal Üretim, 37(1), 66-72.
Serdaroğlu, M., & Turp, G. Y. (2001). Yeni bir gıda olarak Devekuşu eti. Hayvansal Üretim, 42(2).

