Yazar: Sinem Güngör
Üretim sistemlerinde verimli ve sürdürülebilir performans sağlamak işletmeler için kritik bir gerekliliktir. TPM (Total Productive Maintenance– Toplam Üretken Bakım) kavramı bu noktada üretim ve bakım faaliyetlerini entegre eden bütüncül bir yaklaşım olarak öne çıkar. Esas çıkış noktası bakım faaliyetleri olsa da günümüzde tüm fabrika süreçlerini kapsayan bir “yönetim sistemi” haline gelmiştir. Çünkü artık kalite kavramı klasik anlamının ötesinde sadece ürün veya hizmetin kalitesini değil, aynı zamanda yönetim kalitesini de ifade eder. TPM, özellikle gıda sektöründe ekipman verimliliği ve üretim sürekliliği üzerinden ürün kalitesini doğrudan etkileyerek stratejik bir rol üstlenmektedir. Yazının devamında TPM kavramının temel esaslarını ve gıda sektöründeki rolünü daha detaylı…
Türk kahvesi… Mis gibi kokusuyla mutfağımızı sarar. Ama işin ilginç tarafı, çoğu kişi için kahvenin kalitesi önce köpüğünden anlaşılır. Hatta köpüğü bol olmayan bir Türk kahvesi “iyi yapılmış” bile sayılmaz. “Şimdi şöyle bol köpüklü bir Türk kahvesi olsa da içsek…” dediğimiz çok olmuştur. Peki fincanın üzerinde oluşan bu yoğun köpük aslında nereden gelir? Bu sorunun cevabına geçmeden önce, Türk kahvesinin kültürümüzdeki yerine kısaca değinelim. Türk Kahvesinin Kültürü ve Özellikleri Türk mutfak kültüründe kahve yalnızca bir içecek değil, aynı zamanda köklü bir geleneğin parçasıdır. Zamanla, Türk kimliğiyle özdeşleşmiş ve günlük yaşamın önemli bir parçası haline gelmiştir. Öyle ki genellikle sabah ve…
Kimisi çok sever, kimisi hiç sevmez. Ama “Adana Kebabıyla en çok yakışan içecek hangisidir?” diye sorulsa, birçok kişinin aklına genelde “Şalgam Suyu” gelir. Adana yöresine ait bu geleneksel içecek, 2020 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret tescili almıştır. Ardından, Adana Ticaret Odası tarafından Avrupa Birliği’ne yapılan başvuru 21 Kasım 2025’te uygun bulunarak süreç tamamlanmıştır. Böylelikle şalgam suyu, Mart 2026 itibariyle AB’den coğrafi işaret tescilli 45. ürünümüz olmuştur. Adana’da yaklaşık 70 şalgam suyu üreticisi bulunsa da yalnızca 6’sı ihracat yapmaktadır. AB tescilinin ardından, ihracat yapan firma sayısının artması ve ürünün dünya pazarında daha görünür hâle gelmesi bekleniyor. Şalgam…
Patates (Solanum tuberosum L.), dünya genelinde ve özellikle az gelişmiş ülkelerde günlük kalori ihtiyacının karşılanmasında önemli role sahip bir gıdadır. Küresel ölçekte değerlendirildiğinde mısır, çeltik ve buğdaydan sonra tahıl ürünleri üretiminde 4. sırada yer almaktadır. Yüksek verimi, geniş adaptasyon kabiliyeti ve besleyici özellikleri sayesinde geçmişten günümüze kadar önemini korumuştur. Ayrıca besin ögeleri açısından da değerli bir gıdadır. Ancak patatesin besin içeriği ve sağlık üzerindeki etkisi, uygulanan pişirme yöntemine bağlı olarak değişebilmektedir. Özellikle kızartma işlemi patatese cazip bir renk, aroma ve doku kazandırırken yüksek sıcaklıklar nedeniyle istenmeyen bazı kimyasal bileşiklerin oluşmasına zemin hazırlar. Bu noktada karşımıza çıkan en önemli bileşiklerden biri…
Her yıl 9 Şubat’ta kutlanan “Dünya Pizza Günü” günümüzde evrensel bir lezzet haline gelen pizzayı bir kez daha gündeme taşıyor. Bu özel gün, pizzanın tarihine odaklanmaktan çok onun küresel popülerliğini kutlamayı amaçlıyor. Ancak bu kutlama akıllara ister istemez şu soruyu getiriyor: “Pizza nasıl ortaya çıktı?” Aslında bu hikaye basit bir hamur ve birkaç temel malzemeyle başladı. Zamanla farklı toplumların katkılarıyla şekillenerek günümüzün en sevilen yiyeceklerinden biri haline geldi. Gelin, yazının devamında bu eşsiz lezzetin yüzyıllar öncesine uzanan serüvenine birlikte göz atalım. Pizza’nın Tarihsel Yolculuğu Geleneksel yapısını ve ismini büyük ölçüde koruyarak günümüze ulaşan pizza, aslında zaman içerisinde pek çok değişim…
Günümüzde içme sütü üretiminde çiğ sütte bulunabilecek patojen mikroorganizmaları yok etmek ve sütün besin değerini korumak amacıyla, çiğ süte uluslararası normlara uygun şekilde ısıl işlemler uygulanmaktadır. Bu kapsamda kullanılan en yaygın teknolojiler pastörizasyon ve UHT (Ultra High Temperature) yöntemleridir. Pastörizasyon işlemi sütün taze aromasını korur ancak kısa raf ömrüyle sınırlıdır. UHT ise daha uzun raf ömrü sunmasına rağmen duyusal açıdan her zaman tüketici beklentilerini karşılayamayabilir. İşte tam bu noktada karşımıza “ESL (Extended Shelf Life) Süt Teknolojisi” çıkar. Bu teknoloji, pastörize süte kıyasla daha uzun ömürlü; UHT süte göre ise tazeliği ve lezzeti daha başarılı şekilde koruyan bir üretim yöntemi olarak…
Günümüzde artan nüfusla birlikte alternatif protein kaynakları arayışı yapay et üretimini gündeme getirmiştir. Özellikle gıda ve biyoteknoloji alanındaki teknolojik gelişmeler yapay etin üretimi, tüketimi ve pazarlama stratejisi üzerine yapılan çalışmaları hızlandırmıştır. Etin İnsan Beslenmesindeki Yeri Vücudumuzun protein ihtiyacı bitkisel ve hayvansal kaynaklardan karşılanır. Hayvansal protein kaynağı olan et; kasaplık hayvanların kas dokusunu ve yenilebilir diğer hayvansal dokuları kapsar. Dünya nüfusunun 2050’de 9 milyarı aşması beklenmektedir. Bu durum, et talebinde büyük bir artışa neden olacaktır. Ayrıca FAO (Gıda ve Tarım Örgütü)’ya göre, küresel et üretiminin de 2050 yılında 470 milyon tona ulaşması ve mevcut protein üretiminin iki katına çıkması öngörülmektedir. Dolayısıyla,…
Sağlıklı bir yaşam sürmek, üretken olmak ve özellikle çocuklar ile gençlerin bedensel ve zihinsel gelişimini desteklemek için günlük proteinin %40-%50 civarını hayvansal kaynaklardan almak önemlidir. Balık eti, yalnızca yüksek kaliteli protein ve esansiyel aminoasitler açısından değil, aynı zamanda vitamin, mineral ve yağ asitleri bakımından da oldukça zengindir. Üstelik, vücudumuz balık etinin yaklaşık %90’ını verimli bir şekilde kullanabilmektedir. Bu oran sağlığımız için çok faydalıdır. Balık eti, vücut direncinin artmasını sağladığı gibi, içerdiği yüksek orandaki kalsiyum, fosfor ve iyot ile vücudun mineral dengesinin korunmasına da yardımcı olmaktadır. Vücudun kış mevsiminde daha da artan A, B1, B2 ve D vitamini ihtiyacını balık tüketimi…
Dünyada olduğu gibi ülkemizde de insanlar giderek daha yetersiz ve dengesiz besleniyor. Özellikle nüfusun hızlı bir şekilde artmasıyla hayvansal protein ihtiyacını karşılamak zorlaştı. Bu durum, bireyleri alternatif besin kaynaklarına yöneltmeye başladı. Geleneksel etlerin yanında artık farklı protein kaynakları da ön plana çıkıyor. Bunlardan biri de düşük yağ oranı, yüksek protein içeriği ve zengin demir yapısıyla devekuşu eti. Bu et, dengeli beslenmek isteyenler için kırmızı ete göre daha hafif ve besin değeri yüksek bir seçenek sunuyor. Yazının devamında devekuşu etinin besinsel özellikleri, sağlık açısından avantajları ve diğer et türleriyle farkları ele alınacaktır. Devekuşunun Genel Özellikleri ve Yetiştiriciliği Devekuşları (Struthio camelus), dünyada…
Mısır, buğdaygiller (Poaceae) familyasında yer alan ve yedi farklı alt türe sahip önemli bir tahıl bitkisidir. Bu alt türlerin çeşitliliği, mısırın tarih boyunca farklı kullanım alanları bulmasını sağlamıştır. Gıda endüstrisinden biyoyakıta, hayvan yeminden nişasta üretimine kadar geniş bir kullanım alanı vardır. Ayrıca, patlamış mısır formuyla da günlük hayatta sıkça karşımıza çıkar. Patlamış mısır, mis gibi kokusu ve kendine özgü dokusuyla günümüzde en yaygın tüketilen çerez gıdalardan biridir. Peki bu mısır tanelerinin sert yapısı birkaç dakikada nasıl yumuşacık ve kabarık bir forma dönüşür? Sinema keyfimizin ayrılmaz bir parçası olan bu atıştırmalığın arkasındaki bilimsel süreci yazının devamında ele alacağız. Patlamış Mısır Nasıl…
