Kodeks Alimentarius Başkan Yardımcısı Dr. Betül VAZGEÇER, Kodeks Alimentarius’un kapsamına ve çalışmalarına dair merak edilenleri yanıtladı.
1. Dr. Betül VAZGEÇER’i tanıyabilir miyiz? Çalışma alanınızdan bahsedebilir misiniz?
Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. Aynı üniversitede yüksek lisans ve doktora eğitimimi gıda mikrobiyoloji üzerine tamamlamadım. Özellikle çalışmalarım patojen mikroorganizmaların (zehirlenmelere sebep) modifikasyonuyla ilgili laboratuvar çalışmalarıydı. Bu çalışmalarımı yaparken araştırma görevlisi olarak derslere de giriyordum. O nedenle de pek çok mikrobiyoloji uygulama derslerine girmiş olmak ve öğrencilerimizle birlikte olarak bu tecrübeyi yaşamak benim için büyük bir keyifti. Ardından doktoramı tamamladıktan sonra akademik kariyerime nokta koyup 2004 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı’nda çalışmaya başladım. Burada da pek çok konuya baktık. O dönemde gıda kodeksi ile ilgili çalıştım. Mikrobiyoloji, pestisit ve bebek gıdası olsun pek çok gıdayı ve gıda güvenliğiyle ilgili mevzuatı çalışma fırsatımız oldu. Bu vesileyle etiketlemeden numune alma ve analiz yöntemine kadar pek çok mevzuatı derinlemesine araştırdım. Şu an Bakanlık’ta yine aynı dairede gıda mühendisi olarak görev yapıyorum.
20 yıldır da aynı konu üzerinde ve birimde çalıştığım için 20 yıl sonrasında Kodeks Alimentarius seçimlerine katılma kararımız oldu. 2024 yılı seçimlerinde 188 ülkenin gizli oylaması sonucunda başkan yardımcıları için 6 aday vardı. Seçim sonrasında 6 ülke arasından 3 ülke başkan yardımcısı olarak seçildi. Onlardan bir tanesi de Türkiye oldu. Bu durum benim için çok büyük bir gurur ve tarifsiz bir heyecan. Bence bu seçim gıda güvenliği alanındaki yaptığımız çalışmalardan dolayı uluslararası anlamda gıda güvenliğinin önemli bir paydaşı olduğumuzu kanıtlamış durumda.
Tarım ve Orman ve Dış Ticaret Bakanlıklarımıza çok teşekkür ediyorum. Çünkü sahada oldukça yoğun bir çalışma yürüttüler. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bir üyesi olarak uluslararası göreve seçilmiş ve orda ülkemi layığıyla temsil etmiş olmak benim için büyük bir gurur.
2. Kodeks Alimentarius Komisyonu’nun kuruluş amacı ve kapsamı nedir? Üye ülkelerin sağlaması gereken şartlar nelerdir?
Kodeks Alimentarius Komisyonu, Birleşmiş Milletler altındaki dünyadaki gıda güvenliği standartlarını oluşturan bir uluslararası bir komisyon. Kuruluş ile birlikte götürdükleri iki tane sekretaryası var. Bunlardan bir tanesi Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve diğeri de Dünya Sağlık Örgütü (WHO). Bu ikisinin ortak sekretaryasında yürüyor.
Komisyon 188 tane ülkeden ve bir üye organizasyon ki bu da Avrupa Birliği üye organizasyonundan (27 ülke) oluşuyor. Yani toplamda baktığımızda 200 küsür tane ülkenin gıda güvenliğinden sorumlu resmi otoritesinin üye olduğu ve oy kullandığı, kararlarda ya da standartların yayınlanmasında söz sahibi olduğu bir komisyon. Bu komisyonun 240’tan fazla da gözlemcisi var. Yani dünyada gıda güvenliği ve gıda standartlarıyla ilgili bu mevzuatı hazırlayan uluslararası bir komisyon.
Dünyadaki tüm ülkeler FAO’ya resmi bir mektupla başvurup üye olabiliyorlar. Ancak FAO’daki üyeliğinizin belli bir aidatı oluyor. Her ülke yıllık bir aidat ödüyor. Ama bu ödemede de gelişmiş, gelişmekte ve az gelişmiş ülkeler şeklinde içerisinde bir sınıflandırma var. Eğer ülkenin delegesi toplantıda olmak isterse bunu FAO finanse ediyor. Oy hakkınız var, söz sahibi oluyorsunuz. Her ülkenin de oy hakkı tabi ki eşit. Komisyonda alınan kararlarda da her ülkenin eşit hakkı var. Gözlemci üyeler toplantılar sırasında her türlü görüşlerini ifade edebiliyorlar. Ancak herhangi bir oylama olması halinde oy kullanamıyorlar.
3. Komisyonun çalışma sisteminden ve düzeninden bahsedebilir misiniz?
Komisyon toplantılarını yönetmek ve sürece yön vermek üzere 1 başkan 3’te başkan yardımcısı görev alıyor. İlk gün başkan, ikinci gün de başkan yardımcıları seçimi olur. 2 yıl süreyle görev yapmak için seçiliyorlar. 2 yıldan sonra 1 yıl da uzatma var. Yani toplamda 3 yıllık bir görev.
FAO ve WHO’nun ortak sekretaryasında gidiyor. Komisyon toplantısı yılda bir kez yapılıyor. Ancak tüm yıl boyunca toplanan komite kararlarından eğer yayıma gidecek kabul edilmiş standart varsa komisyonda onaylanıyor. Komisyon altında görev yapan genel, ürün ve bölgesel olarak üç farklı komite var. Tüm gıdaların kapsadığı genel komiteler; etiketleme, katkı maddesi, veteriner ilaçları, pestisit gibi. Ürüne özgü komiteler ise balık-balık ürünler, süt-süt ürünleri, taze-işlenmiş meyve ve sebze gibi. Altı tane de bölgesel komite var: Afrika, Latin Amerika, Asya ve Avrupa gibi. Ülkemiz, Avrupa bölgesel komitesinin bir üyesi.
Komitelerin görevi kodeksin çalışma sistematiği içerisinde teknik çalışmaları yapmak. Kodeksin çalışma prensiplerini belirleyen, her komitenin nasıl çalışması gerektiğini ayrıntılı bir şekilde hükme bağlayan bir kanunu (Kodeks Alimentarius Komisyonu Prosedür El Kitabı) var. Yani bir kanunu var, komiteler var ve bu komitelerin çalışma prensipleri var. Bunlar tamamlandıktan sonra kararlar komisyona geliyor. Komisyonda da başkan ve üç başkan yardımcısı komisyondaki gündem maddelerini paylaşarak yönetiyor. Sonrasında da komisyondaki katılan ülkelerin yorumlarına, kabul edip etmemelerine o standart artık kodekste yayınlanıyor.
4. Kodeks Alimentarius standardı hazırlama süreci nasıl ilerlemektedir? Hangi koşullarda revize edilebilir veya kaldırılabilir?
Kodeksin kanununda komitelerin nasıl çalışması gerektiği mevcut. Bir diğeri de Kodeks Stratejik Hedefler olarak dört hedefi var. Ayrıca 5 Yıllık izleme Planları da yer alıyor. Kodeks aslında 5 yıllık planla çalışan bir komisyon haline geldi. 2021’den sonra bu sistem biraz daha gelişti. Kodeksin nasıl bir çalışma yapacağımıza dair 2026-2031 planı hazır.
Kodeks Alimentarius’un kanunu, hedefleri ve izleme planları düşünülerek ülkeler bir öneri hazırlıyorlar. Bu bir tartışma metni, bir öneri veya çalışma metni olabilir. Ülkenin bunun için çok ciddi araştırma yapması gerekiyor. Yeni bir konuyu komiteye gündeme getirmek istiyorsunuz. Örneğin bu, geleneksel veya uluslararası anlamda ihracatına başladığınız/başlamak istediğiniz bir gıda olsun. Bu gıda için üye olan ülkeler her türlü önerilerini komitelere ve ayrıca komisyona da götürebiliyorlar. Yani biraz çift yönlü serbest bir çalışma var, kısıtlama yok. Her türlü çalışma birinci öneriyi getiren ülke tarafından yapılıyor. Aynı zamanda çalışma gruplarının bir başkanı ve başkan yardımcıları oluyor. Komitede bu yeni çalışma olarak tartışılıyor. Komite bunu çalışalım derse ilk adımdan başlayıp sekiz adımda yürüyen bir çalışma olup ilk adımdan itibaren teknik çalışmalar başlıyor. Komite kabul ettikten sonra önerinizi kodeks sekretaryasına gönderiyorsunuz. Sonra sekretarya tüm ülkelere sirküle ediyor ve her ülke duyuyor. Toplantıya katılsanız da katılmasanız da bu sirküleri Kodeks Alimentarius’un web sayfasından takip edebilirsiniz. Süreç 3-4 yıl gibi bir sürede tamamlanabiliyor. Revizyonda aynı şekilde gerçekleşiyor. Ancak revizyonlar çalışmalar göre biraz daha hızlı ilerleyebiliyor.
Kodeks Alimentarius’ta 1969 yılında yayınlanan gıda hijyeniyle ilgili genel bir standart var. Şu an o revize ediliyor. Toplantı komitelerinin pek çok dokümanı şu an aslında hazırlanan yeni yaklaşımlarla birlikte revizyon içerisinde. Revizyona yine komite karar veriyor. Sizin komitede aldığınız kararla revize edelim, çalışmaya başlayalım veya başlamayalım, durduralım artık gibi. Gerekli veri veya teknik çalışma eksik gibi pek çok karar orda alınıyor. Ayrıca eşit şartlarda, şeffaf, herkesin duyabileceği ve söz alıp konuşabileceği bir ortamda gerçekleştiriliyor.
5. Ülkelerin mevzuatlarının hazırlanmasında Kodeks Alimentarius standartları ve Avrupa Birliği mevzuatı doğrudan mı uygulanmaktadır? Değişikliğinde hangi kriterler dikkate alınmaktadır?
Kodeks Alimentarius Komisyonu’nun yayınlamış olduğu standartları ve kılavuzları zorunlu değil. Ülkeden ülkeye göre değişiyor. Örneğin Latin Amerika ve Afrika ülkeleri Kodeks Alimentarius’un çalışmalarını doğrudan kendi ulusal mevzuatına alıyor. Yani kodeksteki hazırlanan bir mevzuat onların ulusal mevzuatı oluyor. Her ülkenin Kodeks Alimentarius’ta yayınlanan mevzuatı kendi ülke mevzuatına ve hukuk yapısına alması o ülkenin kararına bağlı. Ancak Dünya Ticaret Örgütü’ne üye her ülke Kodeks Alimentarius Komisyonu’nu zorunlu olarak kabul etmiş oluyor. Aslında zorunlu olmayan Kodeks Alimentarius Komisyonu, Dünya Ticaret Örgütü’nde iki ülke arasında herhangi bir anlaşmazlık varsa artık zorunlu standart haline geliyor. Çünkü uluslararası ticarette, SPS (Sağlık ve Bitki Sağlığı) ve TBT (Ticarette Teknik Engeller) anlaşmalarında Kodeks Alimentarius standartlarının zorunlu olduğu açık bir şekilde yer alıyor.
Ülkemizin Avrupa Birliği (AB) aday ülkesi olması hasebiyle bizim AB mevzuatına öncelikli olarak uyumumuz var. Ancak Kodeks Alimentarius Komisyonu’nun diğer ulusal, uluslararası yaklaşımlarının ve bilimsel çalışmalarının hepsi değerlendirilerek Türk Gıda Kodeksi altındaki gıda güvenliğiyle ilgili mevzuat hazırlanır.
6. Ülkelerin kendi mevzuatları ile ilgili çalışmaları Kodeks Alimentarius’un faaliyetlerini nasıl etkilemektedir?
Latin Amerika ve Afrika ülkelerinin Kodeks Alimentarius standardı, onların ulusal gıda güvenliği mevzuatına eşittir. Bu yüzden bu ülkelerin, kodekste tek bir cümlenin ve/veya limitin bile değişmesinde kodeks standartlarının kendi altyapılarıyla uyumlu olması için çok büyük tepkiler, yorumlar ve tartışmalar içerisinde olduğunu görürsünüz. Kodeks standartlarını doğrudan ülke mevzuatına uyumlaştırın veya uyumlaştırmayın hiç önemli değil. Ancak kodeks komitelerine katkınız ve katılımınız sizin tamamen ülke olarak yaklaşımınızla alakalıdır. AB’nin kendi mevzuat sistemi var ve kodeksteki standart kararları alınırken kendi yaklaşımının orada kabul edilmesi için çok büyük bir mücadele verir. Kodeks standartlarını (bulaşanlar gibi veya diğer komite kararlarını) kendi mevzuat yapısına uyumlaştırmasa bile çok büyük bir etkisi vardır. Çünkü uluslararası ticarette bir sonraki basamakta bunun karşısına bir sorun olarak geleceğini tüm ülkeler biliyor. O nedenle de bu benim zaten standardım değil ben burada sessiz kalayım gibi bir yaklaşım hiç bir şekilde yok. Çünkü sonuç itibariyle tüm dünyadaki tüketiciler veya uluslararası ticaret için orada büyük sessiz bir mücadele var.
7. Ülke olarak Kodeks Alimentarius’ta yaptığımız çalışmalara değinilebilir misiniz?
Ülkemizin özellikle kurutulmuş meyvede çok fazla ihracatı var. O nedenle de biz Kodeks Alimentarius altındaki bulaşanlar komitesinde gerçekten çok etkili çalışmalar yapıyoruz. Benim 2004’ten bu yana bu çalışmaların içinde yer alma şansım oldu. Bizden önce de bu komitelere Türkiye’nin katkısı vardı. Yani biz de yeni bir öneri ve çalışmayla komiteye gittik. Örneğin kodeksin altında sert kabuklu meyveler diye geçen fındık olsun veya incir olsun. Mesela şu an okratoksin gibi pek çok konuda da ülkemizin yayınlanmış, standart haline gelmiş, kabul edilmiş ve/veya uluslararası ticarette limit olarak kullanılmış dokümanları mevcut. Hem tüketici sağlığını hem de ticarette teknik engel oluşturmadan bir limit çalışmasını koruyorsunuz.
8. Gelişen teknoloji ve sağlık, ekonomik ve ekolojik krizler, Kodeks Alimentarius standartlarının hazırlanması üzerine nasıl etkilidir? Kodeks Alimentarius Komisyonu komitelerinde ve ülke ev sahibi ülkelerde değişikliğe neden olur mu?
Her komitenin belli bir ev sahibi ülkesi var. Bazen ekonomik veya farklı şartlardan dolayı ev sahibi ülkeler bu toplantıyı artık yapamayacaklarını ifade ediyorlar. Örneğin bu son komisyonda Amerika işlenmiş meyve ve sebzenin ev sahibiydi. Ona Güney Kore talip oldu ve artık işlenmiş meyve ve sebzenin ev sahibi olacak. Bununla beraber komiteler hem aktif hem de inaktif çalışabiliyor. Yani hiçbir standart ve yeni öneri gelmediğinde inaktif hale gelebiliyor. Ayrıca kodeks sekretaryasının belli bir bütçesi var. Bazen bu bütçeyle alakalı olarak bu komitelerin kaynaklarının verimli ve doğru kullanılması adına kararlar alınabiliyor. Kodeks çalışmalarında da bir taraftan komitelerin yürütülmesi bir taraftan da bu komitelere risk değerlendirmesi hazırlayan bağımsız komisyonlar var. Bunlar FAO ve WHO’da çalışan panellerle oluşturuluyor. Bunlar da aynı şekilde belli bir bütçe ayrılması gereken hususlar. Başka hususlar da iklim krizi, değişen şartlar ve yeni gıda üretim sistemleri. Yeni gıda üretim sistemleri yavaş yavaş kodeksin terminolojisine ve gündem maddeleri içerisine giriyor. Bu tanımın içerisine nelerin, hangi gıdaların ve teknolojilerin gireceğinin biraz daha bu süreçte hızlanacağını düşünüyorum. Suyla, iklim kriziyle, toprakla, karbon emisyonuyla ve bütüncül sağlıkla ilgili. Bunlar kodeksin hedefleri içerisinde yer alıyor.
Bir diğer husus da belki dikkatli değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum. Komisyon başkanlığını Türkiye’nin yapması, haricinde de kodeks sekretarya toplantılarında olmamızdan dolayı öncesinde çok fazla bazı bilgilere sahip oluyoruz. O nedenle de bu ülkedeki çalışmalara elimizden geldiğince bu bilgilerle yaklaşmaya çalışıyoruz. Kodeks Alimentarius aslında bir standart ve doküman yazdık kenara koyduktan da öte şu an ülkedeki bilgi ve teknolojiyi uluslararası anlamda nasıl kullanırız? Nasıl ülkemizin anlayışını veya yaklaşımını tüm dünyaya gösteririz? Aslında böyle bir platform. Şu an kıymetli olan bilgi ve teknolojinin transferi biliyorsunuz.
9. Kodeks Alimentarius Komisyonu’nun, çevreye duyarlı üretim modelleri ve sürdürülebilir gıda sistemleri üzerine yürüttükleri çalışmalar var mıdır? Bunun yanı sıra ileri dönüştürülmüş gıda ürünleri üzerine bir hazırlık veya proje çalışmaları mıdır?
Kodeks Alimentarius’un dört tane hedefi var. Kodeks çalışmalarının diğer uluslararası komisyonlar veya kuruluşlarla ortak çalışması, gözlemcilerin daha aktif şekilde buraya katılmasını sağlamak, iklim krizi ve gelişen dünya şartlarıyla ilgili olarak bu çalışmaların kodeks çalışmalarına dahil edilmesi gibi. Konu ne olursa ve ne yapmak istiyorsanız bununla ilgili önerinin hazırlanması ve bunların kodeksin hedeflerine işaret etmesi ve katkı sağlaması kararı tamamen kişisel. Bu bir gözlemci üye de olur. Ayrıca siz de kişisel olarak bunu yürüterek Tarım ve Orman Bakanlığı’na ifade edip bu çalışmanın düğmesine basabilirsiniz. Herkesin böyle bir hakkı var, yeter ki ülke olarak tüm paydaşlar bir araya gelsin toplansın. Ülkede bu iletişimin bazen kamu tarafından özel sektöre, özel sektörden kamuya çift yönlü olması gerekiyor.
Yeni bir bileşen üretebilirsiniz, örneğin gıda katkı maddesi. O zaman gıda katkıyla ilgili kodeksin altındaki komiteye giderek bunu geliştirirsiniz. Bunu döngüsel ekonomi veya başka bir şey olarak bunu çok sınıflandıramayız. Ancak sonuçta hedefiniz orası olur. Örneğin ben bir standart taslağı hazırladım ve bunun amacı bu, şu şekilde şunu azaltacak veya toprağı daha verimli kullanacağız gibi. İsmi neyse, hedef neyse, gıda katkı maddesi veya yeni gıda olabilir. Bahsettiğimiz yaklaşık ondan fazla komite var ve bu komitelerin herhangi birisinin altında yer bulacağını düşünüyorum.
Güney Kore’de işlenmiş meyve ve sebzeyle ilgili olacak bu komite çalışmalarına Türkiye’nin bence çok büyük katkılarının olmasını temenni ederim. Bununla ilgili elimizden ne gelirse her türlü paydaşla çalışmaya hazır olduğumu ifade etmek istiyorum. Tüm ülkelerin bir de kontak noktaları, iletişim kişileri vardır. Ülkemizde de Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü altında iletişim noktamız var. Bu iletişim noktasına da bana da ulaşabilirsiniz. O anlamda resmi otoritenin önderliğinde sizin katkınızla pek çok konu çalışılabilir.
10. Uluslararası gıda ticaretinde meydana gelen standart sorunlarında Kodeks Alimentarius Komisyonu tarafından ülkelere bir yaptırım var mıdır? Sonraki ticaretleri nasıl etkilemektedir? Standartlar dışında dönen gıda ürünleri nasıl değerlendirilir?
Kodeks Alimentarius’un iki hedefi var. Birincisi tüketici sağlığının korunması, diğeri de uluslararası ticaretin eşit kurallarla yürümesi. Yani uluslararası ticaretteki kuralların belli bir zeminde yürümesi, birlikteliğinin sağlanması ve her ülkenin eşit şartlarda ithalat ve ihracat yapabilmesi için ürettiği ürünü uluslararası pazara taşıyabilmesi ülkelere bir rehberlik ediyor.
Her ülkenin gıda güvenliğiyle ilgili olarak mevzuatı farklı. O yüzden ithalat ve ihracat kuralları da farklı. Sizin ürettiğiniz ürünü bir ülkeye ihracat yapacaksanız karşı ülkenin şartlarına uyması gerekir. İki ülke veya diğer ülkelerle yaşadığınız sorunda bulaşan, pestisit ve veteriner ilaçları limiti siz neden uygulamıyorsunuz şeklinde ülkeler Dünya Ticaret Örgütü’nde panele gidebiliyor. O nedenle Kodeks Alimentarius’un bulaşanlarla ilgili komitesindeki bir karar veya limit diğer ülkenin de kendi mevzuatında ticarette kullanması gereken zorunlu limit oluyor. Kodeks Alimentarius Komisyonu içerisindeki bu komitelerin insan, bitki ve hayvan sağlığını doğrudan ilgilendiren hükümler Dünya Ticaret Örgütü’nün kendi yasal çerçevesi içerisinde zorunlu hale gelmiş oluyor. Tüm ülkelerde bunu bildiği için buna göre bir yol izliyorlar.
Ülkemizde, geri dönen bir üründe insan sağlığını ve doğrudan gıda güvenliğini hiçbir şekilde etkilemeyecek, sadece kalite kriteri bile diyemeyeceğimiz bir kriter eğer karşı taraftan size konuluyorsa bununla ilgili olarak kodeks standardında (kodeks standardı varsa) bakın. Böyle bir kodeks standardı var, tanımı bu şekilde ve buradaki limitin kullanılmasını biz talep ediyoruz şeklinde ülkeler talep edebiliyorlar. Bu anlamda kodeks standartlarının var oluşu size böyle bir avantaj sağlayabiliyor. Ulusal mevzuatınız ne olursa olsun Kodeks Alimentarius tabiri caizse artık herkes tarafından kabul edilen uluslararası ticarette bir prestij noktası. Tabi ki son karar yine alıcı ülkede bitiyor. Ancak gıda, insan sağlığıyla ilgili herhangi bir etkide olmayıp sadece ticarette engel oluyorsa o anlamda kodeks standartları size sahada bir güç sağlıyor.
11. Son olarak Başta tüm gençlere özelinde ise yeni mezun gıda mühendislerine iletmek istediğiniz mesajlar var mıdır?
Şu an meslekte yaklaşık olarak 10 yıl akademide, 20 yılı da bakanlıkta olmak üzere 31. yılımı çalışıyorum. Emek ve sevgiyle yapılan her şey bir gün kıymetini ve değerini buluyor. O nedenle öğrenci olsun, meslektaşım olsun hiçbir şey kolay değil. Düşünün ki bulaşanlar için delege başkanıyken, komisyonda başkan yardımcısı olarak bu komiteyi yönetme fırsatım oldu. Ben buraya gelene kadar çok zorluk çektiğimi belirtmek istiyorum. Ama hepsini zorluk olarak görmedim. Daha fazla çalıştım. AB ve uzmanlarla pek çok toplantıya katılma fırsatı oldu. O toplantıların hepsinde fark yaratmak üzere çok iyi gözlemledim ve okudum.
Şunu ifade etmek istiyorum. Bilgiyi gerçekten öğrensinler. Bilginin size ait olabilmesi için onun çok iyi öğrenilmesi gerekiyor. Farklı şeylere dönüştürebilmeniz için de bunun sindirilmesi gerekiyor. Bulunduğumuz yer ne? Öğrenci misiniz? Dersinize ve sınavınıza en iyi güzel şekilde çalışın. Bir yerde mi çalışıyorsunuz, bir göreviniz mi var? O iş ne gerekiyorsa onu yapmaya çalışsınlar. Benim görevim sadece burada şuraya gitmek değil. Buradan buraya giderken acaba şu yol, bu yol ne getirir ne götürür biraz daha iyi düşünmek gerekiyor.
İlgi alanları ne ise, neyi yaparken kendilerini ifade ettiklerini ve mutlu olduklarını düşünüyorlarsa lütfen onun üzerine çok fazla emek versinler ve çalışsınlar. Bu yaptıkları çalışmayı çok güzel gözlemlesinler, dinlesinler, öğrensinler ve ifade etsinler. Ayrıca en güzel şekilde sunmaya da dikkat etsinler. Bunun yanında dil bilmek çok önemli, size pek çok kapıyı açıyor. Şunu da ifade etmek istiyorum, yanlış da olsun istemiyorum. Hiçbir şey bilmiyorsanız kaç dil bilirseniz bilin ifade edecek zaten heybenizde bir şey olmayacağı için o da çok kıymetli olmuyor.
Son olarak yarışınız kesinlikle sadece kendinizle olsun. Ona ne yapabilirsiniz ve onu nasıl geliştirebilirsiniz ona odaklanın. Kimsenin kendiniz için çizmiş olduğu görüntüyü sahiplenmeyin.
Dr. Betül VAZGEÇER’i aşağıdaki hesaptan takip edebilirsiniz.
https://www.linkedin.com/in/betul-vazgecer-phd-187b6b32/
Meraklısına;
Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Kılavuzu Güncellendi! Neler Değişti?
Etikette Alerjen Bildirimi ve Tolerans Değeri Değişti – 2025

