Türkiye’nin İnsanlı İlk Uzay Misyonu yolcusu astronotumuz Alper Gezeravcı, uzay gıdaları ve astronot beslenmesiyle ilgili merak edilenleri yanıtladı. Yazıda Sayın Gezeravcı ve uzay misyonu hakkında bilgi alabilir, röportajla ilgili yanıtlarını da okuyabilirsiniz.

Sayın Alper Gezeravcı’yı Tanıyalım

Alper Gezeravcı, 2 Aralık 1979 tarihinde Mersin’in Silifke ilçesinde doğmuştur. İstanbul Hava Harp Okulu Elektronik Mühendisliği Bölümü mezunudur. Yüksek lisansını Wright-Patterson Hava Kuvvetleri Üssü’ndeki Hava Kuvvetleri Teknoloji Enstitüsü’nde harekat araştırması üzerine tamamlamıştır. Sonrasında ise Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde savaş pilotu, Türk Havayolları’nda kaptan pilot ve son olarak standardize filo akademik kol komutanı olarak görevlerini sürdürmüştür.

Alper Gezeravcı, Türkiye’nin İnsanlı İlk Uzay Misyonu’nda asil aday olarak seçilmiştir. Böylelikle Axiom Mission 3 görevinde 19 Ocak 2024 tarihinde TSİ 00.49’da Crew Dragon kapsülünün fırlatılmasıyla Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) ulaşmıştır. Burada 14 gün boyunca 13 deney gerçekleştirerek ilk Türk astronot olmuştur.

Türkiye’nin İnsanlı İlk Uzay Misyonu’nun Kapsamı

Milli Uzay Programı’nda belirlenen 10 stratejik hedeften birisi de “Türk Uzay Yolcusu ve Bilim Misyonu”dur. Bu misyon Türkiye’nin uzay alanındaki bağımsızlık ve geliştirme hedeflerine yönelik hazırlanan Uzay Programı kapsamında başlatılmıştır. Böylelikle Türkiye’nin insanlı uzay çalışmalarının ilk adımını oluşturur. Bu misyonda, Türk araştırmacıların uzay çalışmalarında fırsatlar yakalaması ve Türkiye’nin uzay alanında görünürlüğünü artırması hedeflenmektedir. Ayrıca genç kuşakları uzay çalışmalarına, bilime ve teknolojiye yönlendirme ve bu alanlara ilgiyi artırma amaçlanmaktadır.

Alper Gezeravcı, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılında, gerekli eğitimleri aldıktan sonra ISS’ye gönderilerek uzay şartlarında deney yapma fırsatına erişmiştir. Bu yolculukla beraber Türkiye uzay araştırmalarında önemli bir adım atmıştır.

Türkiye’nin İnsanlı İlk Uzay Misyonu, Türk gençleri adına bir ilham kaynağıdır.

1. Uzay göreviniz öncesinde ve esnasında beslenme düzeniniz günlük yaşamınızdan farklılık gösterdi mi? Mikro yerçekimi ortamında biyolojik düzenin değişmesinden dolayı rutininizden farklı olarak gıda grupları/takviyeleri kullandınız mı?

ISS ortamında yaşamayı, geniş katılımlı bir ekip detaylı olarak çok öncesinden planladı. Bu planlar 8 aylık eğitim sürecimizden 14 günlük karantina süremizin bitimine kadar devam etti. Fırlatma öncesinde 70 civarı gıda ve 30 civarı içeceği teker teker test ettik ve uygun seçimlerimizi yaptık. Ardından bu seçimler listelendi ve üretime geçildi. 3 ay süren bu üretimin sonunda biz ISS’ye gitmeden bütün gıda lojistiği her astronot için ayrı olarak kargo kapsülüyle önden gönderildi. Eğitim sürecinde yeme-içme düzeninde kısıtlama yoktu. Ancak karantinada kısıtlama olarak uzaya yönelik özel yeme-içme düzenine geçildi. Bu düzen farklı bir sindirim düzenine uyum sağlayacak yöndeydi. Uzay görevi esnasında giydiğimiz basınçlı kıyafet, vücudumuza göreydi ve kilo almaya uygun değildi. Beslenme için sağlıklı ve doğal gıdalar tercih edildi. Ayrıca NASA ekosisteminde spor yapmaya uygun bölüm de mevcuttu. Vücudun fiziki olarak hazır olmasını en üstte tutmak amacıyla yoğun bir spor programı vardı.

Beslenme rutinimiz dünyayla aynıydı. Bağırsak floramı desteklemek için kefir tercih ettim. Ayrıca uzay görevim esnasında kendi kültürümüzdeki içecek gruplarından olan kompostoyu tercih ettim. Öncesinde toz formda olan bu içeriği sulandırdım. Sonrasında buzdolabında soğutup içtim. Bunu hazırlamak 10-15 dk sürüyordu.

Uzay görevim boyunca takviye almadım. Fırlatma sonrasında, kan kütlesinde bir kayıp meydana geliyor. Ayrıca ISS’nin içerisi ışık açılmadığında zifiri karanlık oluyor. Ancak kupolada (yedi pencereli kubbe) her 45 dk bir gece-gündüz döngüsünden dolayı güçlü ve filtreleme olmayan güneş ışığına maruz kalıyorduk. Sonuç olarak bize telkin edilen bir takviye yoktu.

Kupola (yedi pencereli kubbe)

2. Mikro yerçekimi ortamındaki farklılıklar tükettiğiniz gıdaların renk algısı, ağız hissi, tat ve koku alma gibi duyularınızda fark edilebilir bir değişime neden oldu mu?

Uzayda yiyeceğimiz gıda ve içeceklerin seçimleri eğitim programımızın en başında planlıydı. Bahsettiğim gibi, 70 gıda ve 30 içecek arasından test ederek seçim yaptık. Bunların ISS’ye gönderimi her astronota özgü kargo kapsülüyle gerçekleşti. Ayrıca ISS’ye varış öncesi kapsül geçiş sürecinde de tükettiğimiz gıdalar vardı. Orada özel olarak hazırlanmış gıdayı paketten nasıl çıkarsa, o haliyle tükettik. Isıtma imkanı gibi bir durum yoktu. Tüm bu süreçte tat ve koku kaybı durumu en fazla merak edilen sorulardan birisiydi. Koku ve tat alma ile görmede bir kayıp ve problem olmadı.

3. Gıda güvenliği, gıdalarda olabilecek fiziksel, kimyasal, biyolojik ve her türlü zararların ortadan kaldırılması için alınan tedbirlerdir. Bu kapsamda uzay gıdalarının güvenliğinde alınan tedbirler nelerdir?

Uzay yolculuğunda tüketilecek gıdalar itinalı bir şekilde hazırlanıyor. Alüminyum ambalajlı ve sızmayı önleyen iki korumalı kapta saklanıyor. İkinci koruyucu katman gıdanın uzaya uygun dayanıklılık göstermesini sağlıyor. Böylelikle gıda 23-24 °C ortam sıcaklığına dayanıklılık gösteriyor.

Konservelenmiş ve vakumlanmış gıdalar olarak günlük hayatta yediklerimize benzer şeylerle beslendik. Kurutulmuş (dondurularak) formdaki yiyecekleri sonrasında sulandırarak (rehidrasyon işlemi) tükettik. Bu özel gıdaların tümünün üretim esnasında vakumlu paketlerde hava almadan muhafaza edilmesi, uzay görevimiz esnasında uzun süreli gıdaların tazeliğini korudu. Ayrıca herhangi bir mikrobiyal büyümeyi de önlenmiş oldu.

4. Uzay gıdalarının üretiminde, muhafazasında ve tüketiminde gıda teknolojisinin geldiği son noktalar nelerdir? Burada nelerin geliştirilmesine ihtiyaç vardır?

Uzay gıda teknolojisi ortalama bir yaşamınız ve beklentiniz varsa sizin için uygun oluyor. Ancak marjinal astronotlar için lüks ve tatmin edici çözümler gerekiyor. Benim için sulandırılmış ve soğutulmuş meyve suyu tatmin ediciyken, granüle kahveyle tatmin olamayan astronotlar var. Bundan dolayı başlarının ağrıdığını söyleyenler oluyor. Astronotlar için bu tatminlerin sağlanması dışından üst düzey bir beklenti gözükmüyor.

5. Uzay misyonunuzda dirençli bitkiler ve mikroalgler üzerine gerçekleştirdiğiniz deneylerin uzay tarımı, sürdürülebilirlik ve astronot gıda kaynakları olması açısından önemi ve potansiyeli nedir?

NASA’nın Ay’a varış görevi için ciddi hazırlıkları var. 2026 yılındaki bu planda ayın etrafında 4 tur atılacak. Ancak 2027 yılında ise bu görev kapsamında, 54 yıl aradan sonra Ay yüzeyine iniş planlanıyor. Ay, Dünya’ya 384 bin km uzaklıkta ve 3-4 gün süren yolculukla ulaşılıyor. Ay’ın burada diğer gezegenlere ulaşmada bir ara yüzey ve lojistik üssü olması hedefleniyor.

Uzay ortamına dirençli ve topraksız tarımla üretimi hedeflenen bitki çalışmaları, sonrasında Mars’ta kurulması amaçlanan yaşam döngülerinin altyapısı niteliğinde. Bu yüzden Ay yüzeyinde toprağın farklı karakterde olmasından dolayı o ortama adaptasyon gösterecek bitki alternatifleri, topraksız tarım ve fotosentez süreç çalışmaları önem taşıyor. Böylelikle önümüzdeki zamanda, Ay’da ve Mars’ta kurulması hedeflenen yaşam döngülerinde ihtiyaç olacak yaşam destek üniteleri üzerine özgün deneylerimiz oldu.

Deneylerimizden birisi (EXTREMOPHYTE) Türkiye’deki Tuz Gölü’nde yetişen Schrenkiella parvula bitkisinin mikro yerçekimi ortamında tuz ve diğer streslere karşı gösterdiği tepkilerin incelenmesiydi. Bir diğeri (UzMAn) ise mikroalglerin metabolik değişiklikleri sonucunda ISS ortamı içinde astronotların oluşturduğu CO₂ çıkışından O₂ elde ettiğimiz bir deneydi. Burada halihazırda astronotların ihtiyacı olan O₂, H₂O’dan kimyasal reaksiyonlarla sağlanıyor. Bu deneyin amacı bunu doğal bileşenlerden yapmaktı. Bir başka deneyde (ALGALSPACE) ise amaç, Antarktika ve ılıman bölgelerdeki mikroalglerin uzay koşullarında yetiştiriciliğini karşılaştırmak üzerineydi.

Bu deneylerin sonuçları uzayda gelecekteki insanlı yaşam döngüleri üzerine umut barındırıyordu.

Mikro yer çekimi ortamında gerçekleşen deneyler

6. Son olarak, başta tüm gençlere özelinde ise gıda mühendislerine iletmek istediğiniz mesajlar var mıdır?

Gençlerimizin potansiyellerinin olması ve bunu fark etmeleri gerekmektedir. Burada yapılan en büyük hata ise potansiyellerinin olduğunun farkına varmayışlarıdır. Bu nedenle potansiyeli kimsenin küçümsemesine izin vermeyin. Ülkemizin diğer ülkelerden öne çıkan özelliklerinden birisi de pratik zekalı olmasıdır. Hayallerimizin bir sınırı olmayıp bunları gerçekleştirmek imkansız değil. Bu konuda kafa yapısını düzeltmek önemlidir. Ayrıca gençlerimiz istekli ve sebat göstererek çalışarak hayallerinde ilerlemedirler. Önlerindeki örnek kişilerin iyi taraflarını almaya çalışarak ilham alsınlar.

Uzay endüstrisi giderek büyüyor. Gelişmiş ülkeler çalışmalarını bunun üzerine yoğunlaştırarak bir parçası haline geliyor. Örneğin, Mars yüzeyinde yetiştirmek üzere misket patatesi çalışması gibi. Uzay çalışmalarında gıda mühendisleri, yerçekimsiz, oksijen seviyesinin %21 olmadığı ve suni ışıklı ortamlarda gıda üretimi gibi konular üzerine yönelmelidir. Bu ortamlarda bakteri döngüsünde ne gibi değişimin olduğu, gıdanın bozulmasının incelenmesi gibi araştırmalar yürütülmelidir. Ayrıca insan dışkısından döngü çalışması ve sürdürülebilirlik gibi konulara da değinmek, gelecek uzay çalışmalarına önemli katkılar sağlayacaktır. Sonuç olarak, dünyanın herhangi bir ülkesindeki gençlerin yaptıkları işleri devletimizin iradesiyle bizim gençlerimizin de yapma potansiyeli var.

Sayın Alper GEZERAVCI’nın gençlere tavsiyesi

Sayın Alper GEZERAVCI’yı aşağıdaki hesaplardan takip edebilirsiniz.

https://www.linkedin.com/in/turkastro/

https://www.instagram.com/astroalper/

Meraklısına;

Ufkun Ötesinde Belgeseli (Türkiye’nin insanlı ilk uzay görevinin hikayesi)

Sıfır Atık Vakfı’nın Gıda Atıkları Üzerine Çalışmaları: Başkan Dr. Samed AĞIRBAŞ’la Röportaj

2026’da Türkiye’de Gıda Sektörünü Buluşturacak Fuarlar

Paylaş.
Yorum Yapın