Geçtiğimiz günlerde Antalya’da yaşanan bir olay, tüketicilerin ambalajların içinde bulunan küçük paketlere karşı ne kadar dikkatli olması gerektiğini yeniden gündeme getirdi.

Paketli bir kekin içerisindeki oksijen emici paketi çikolata sosu zannederek tüketen bir çocuğun hastaneye kaldırılması, gıda ambalajlarında kullanılan aktif koruma sistemlerinin güvenliği konusunda önemli soruları beraberinde getirdi.

Peki Oksijen Emiciler Aslında Neden Kullanılıyor?

Ambalajlı gıdaların içinde zaman zaman karşımıza çıkan ve üzerinde “Yenilmez” ibaresi bulunan küçük paketler, çoğunlukla oksijen emici veya nem tutucu sistemlerdir. Bu sistemlerin temel amacı, ambalaj içerisindeki oksijen miktarını azaltarak ürünün raf ömrünü uzatmaktır. Demir bazlı oksijen emiciler, ortamda bulunan oksijenle reaksiyona girerek demir oksit oluşturur ve böylece ambalaj içindeki serbest oksijeni tüketir. Oksijen seviyesinin düşmesi sayesinde:

  • Yağların oksidatif bozulması (acılaşma) yavaşlar,
  • Aroma ve renk kayıpları azalır ve
  • Ürünün tazeliği daha uzun süre korunur.

Özellikle kek, kurabiye, kuru meyve, kahve ve atıştırmalık ürünlerde bu teknoloji yaygın olarak kullanılmaktadır.

Bu Paketler Yasal mı?

Evet. Oksijen emiciler, Türk Gıda Kodeksi ve Avrupa Birliği (AB) mevzuatına uygun olarak üretilmeleri halinde yasal olarak kullanılabilmektedir.

Aktif ambalaj sistemleri” olarak tanımlanan bu teknolojilerin, gıda ile temasa uygunluk ve güvenlik açısından gerekli değerlendirmelerden geçmesi gerekir. Kullanılan bileşenlerin gıdaya insan sağlığını olumsuz etkileyecek düzeyde geçiş yapmaması, ürünün bileşimini değiştirmemesi ve tüketiciyi yanıltıcı etkilere yol açmaması temel gereklilikler arasında yer alır. Bu nedenle oksijen emiciler, gıdayla aynı ambalaj içerisinde bulunsa da sıkı mevzuat ve güvenlik kriterlerine tabidir.

Gıdaya Kimyasal Bulaşma Riski Var mı?

Normal kullanım koşullarında risk oldukça düşüktür. Ticari oksijen emicilerde aktif bileşenler özel gözenekli ancak fiziksel olarak kapalı paketler içerisindedir. Bu yapı sayesinde içerikte bulunan demir tozu veya yardımcı maddelerin doğrudan gıdaya geçmesi engellenir. Ancak her gıda temas malzemesinde olduğu gibi teorik olarak migrasyon riski tamamen sıfır değildir.

Bu nedenle üreticiler piyasaya sunulmadan önce migrasyon testleri, sızdırmazlık analizleri ve uygunluk değerlendirmeleri yapmak zorundadır.

Asıl risk, paketin yırtılması veya yanlışlıkla tüketilmesidir.

Yanlışlıkla Tüketilirse Ne Olur?

Demir bazlı oksijen emiciler tüketilmek amacıyla üretilmemiştir. İçerdikleri demir bileşenlerinin çoğu sindirim sisteminden sınırlı düzeyde emilse de özellikle çocuklarda mide-bağırsak rahatsızlıklarına neden olabilir. Bu nedenle eğer böyle bir durum yaşanırsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Daha Güvenli Bir Tasarım Mümkün mü?

Uzmanlara göre mevcut “Yenmez / Do Not Eat” uyarıları özellikle çocuklar açısından yeterli olmayabiliyor. Bu nedenle ambalaj mühendisliği alanında değerlendirilen alternatif çözümler arasında:

  • Daha büyük ve dikkat çekici uyarı sembolleri,
  • Parlak ve alışılmadık renklerde tasarımlar,
  • Serbest paket yerine ambalaj yüzeyine sabitlenen oksijen emici etiketler ve
  • Aktif bileşenin doğrudan ambalaj malzemesine entegre edilmesi,

gibi yöntemler var.

Aslında bu yaklaşımlar, özellikle kek ve soslu ürünlerde oksijen emici paketlerin gıdanın içerisinde kaybolmasını önleyebilir.

MAP Teknolojisi Neden Her Yerde Kullanılmıyor?

Oksijen emicilerle ilgili riskler gündeme geldiğinde, akla sıklıkla “Neden tüm ürünlerde MAP (Modifiye Atmosfer Paketleme) kullanılmıyor?” sorusu geliyor.

MAP teknolojisinde ambalaj içindeki hava uzaklaştırılarak yerine kontrollü oranlarda gaz karışımları veriliyor ve böylece ürünün raf ömrünün uzatılması hedefleniyor.

MAP, birçok ürün grubunda oldukça etkili sonuçlar sağlayabilen bir yöntem olsa da her ürün ve işletme için uygun olmayabiliyor. Bunun başlıca nedenleri şunlar:

  • Özel paketleme ekipmanları ve ek yatırım gerektirmesi,
  • Yüksek bariyer özellikli ambalaj malzemelerinin kullanılması,
  • Gaz kompozisyonunun düzenli olarak izlenmesini gerektiren karmaşık kalite kontrol süreçleri ve
  • İşletme maliyetlerinin oksijen emici kullanımına kıyasla daha yüksek olması.

Bu nedenle özellikle kuru gıdalar, atıştırmalıklar ve uzun raf ömrüne sahip ürünlerde avantajları nedeniyle birçok üretici MAP yerine oksijen emici sistemleri tercih ediyor. Her iki yöntemin de kendine özgü avantaj ve sınırlamaları var. Bu nedenle tercih genellikle ürünün özellikleri, hedef raf ömrü ve üretim koşullarına göre yapılıyor.

Sonuç Olarak;

Oksijen emiciler, gıdaların kalite özelliklerinin korunmasına ve raf ömrünün uzatılmasına katkı sağlayan önemli ambalaj bileşenleridir. Doğru şekilde kullanıldıklarında ürün güvenliği açısından etkili bir çözüm sunarlar.

Ancak son günlerde yaşanan olay, ambalaj güvenliğinin yalnızca teknik performansla sınırlı olmadığını; tüketicinin ürünü doğru algılaması ve güvenli şekilde kullanabilmesinin de en az bunun kadar önemli olduğunu göstermiştir.

Bu nedenle gelecekte daha belirgin uyarı sistemlerinin yaygınlaşması beklenmektedir. Sonuçta gıda güvenliği, yalnızca ürünün içeriğinin güvenli olmasıyla değil, ambalajın tüketici tarafından doğru anlaşılması ve güvenli şekilde kullanılabilmesiyle de yakından ilişkilidir.

 

Ayrıca Meraklısına;

Geleceğimiz: Akıllı Ambalaj Teknolojisi ile Gıda Güvenliği Artırma

DOA Sistemi: Türkiye’de Ambalaj Yönetiminde Yeni Dönem!

Gıda Ambalajlarında Elektroeğirme ile Fonksiyonel Nanolif Üretimi

 

Kaynaklar:
  1. European Commission. (2009). Commission Regulation (EC) No 450/2009 on active and intelligent materials and articles intended to come into contact with food.
  2. European Food Safety Authority (EFSA). (2013). Safety evaluation of an oxygen absorber system containing iron, sodium chloride, sodium propionate, silica gel and water for use in food packaging. EFSA Journal, 11(3), 3155. https://efsa.onlinelibrary.wiley.com/doi/10.2903/j.efsa.2013.3155.
  3. European Parliament & Council. (2004). Regulation (EC) No 1935/2004 on materials and articles intended to come into contact with food.
  4. Gupta, R. K., Pipliya, S., Karunanithi, S., Eswaran U, G. M., Kumar, S., Mandliya, S., … & Kovács, B. (2024). Migration of chemical compounds from packaging materials into packaged foods: Interaction, mechanism, assessment, and regulations. Foods13(19), 3125.
  5. Tarım ve Orman Bakanlığı (2018, 5 Nisan). Türk Gıda Kodeksi gıda ile temas eden aktif ve akıllı madde ve malzemelere dair tebliğ (Tebliğ No: 2018/9). Resmî Gazete (Sayı: 30382).
Paylaş.
Yorum Yapın